12 Mart 2012 Pazartesi

Amerika'da Türk Olmak

Daha onceden basladigim yazimin devamidir. Okumayanlar icin "Amerika'da Turk Olmanin Dayanilmaz Hafifligi" yazilarimi once okumanizi tavsiye ederim.

....İlk gun eve yerlestik, alisverise gidecegiz; ne otobüs, ne minibüs, ne taksi yolda sadece sahsi arabalar var. Hadi yuruyelim dedik, demez olaydik. Yolda giderken yanımızdan gecen arabalardaki insanlar dönüp dönüp bize bakıyorlardı. Hatta bir araba yavaşladı, icindekiler utanmadan elleriyle bizi işaret edip bir de ustune gulduler. Cok rahatsiz oldum. Her disari cikisimizda garip bakışlarla izlendik. Bir sure sonra, sokağa çıkacagimiz zaman bende hafif bir titreme baslamadi degil.
Aynen böyle iste Rollada boş sokaklardan biri:



Yaşadığımız yer yukaridaki kasabaydi, acaba yabancı olduğumuz icin mı bunları yaşıyorduk? Kıyafetlerimiz mı farklıydı? Sorun neydi?
Bir aksam pizzaciya gittik. İçeri girince sahibi "yürüyerek mı geldiniz" diye saskin bir sesle sorunca "eee pes yani" dedim!!!

Neyse merakta bırakmayayım; bizim yolda yürüyor olmamız hem tehlikeli hem de alisik olmadiklari birseymis. Oralarda kimse yollarda yurumezmis, heryere kendi arabalarıyla giderlermiş. Zaten bizden baska kimsecikler de yoktu yollarda. Bu insanlar nerede?, hic cocuk yok mu? sokak-mahalle kavrami yok mu? Yok arkadas, kel yollar arabalardan ibaret. Sokaklar boomboss.



Yukaridaki ev Oradan bir ornek mesela, keske bahce iclerinden bulabilseydim bir resim ama bununla idare edecegim.
Her evin super bahcesi var, bahcede yapay havuzlarindan tutun da oyun parklarina, trombolinlere kadar herseyleri var.

Uzun lafin kisasi insan gormeye hasret kaldik oralarda. Aralarına karışip, komsuluk yapma, onlari yakindan tanima olasiligimin da bu noktada bitmiş olduğunu anladım.

Kucuk kasabalarda İnsanları sadece mekanların icinde görebilirsiniz. Pizzaci, market, Cafe... Bu durumda sanırım hayatımda gördüğüm en kilolu insanları Amerika'da gormuş olmam bir rastlanti degil. Marketlerde kilolu insanlar icin özel alisveris arabaları var, aldiklarini taşımak icin degil, kendilerini taşımak icin. Aşağıdaki gibi birsey.



Reyon aralarinda gezerken yaninizdan geciveriyor etleri arabadan disari tasan insanlar.

Birgün bulunduğum kasabada bir pazar kurulduğunu öğrendim ve ogrenir öğrenmez soluğu orada aldım. Eve taze ve tek tek streç filme sarılmamış sebze alacagim icin cok heyecanlanmistim. Aşağıdaki resim Rolla pazarından.



Gerçi benim gittiğim pazarda kamyonetlerin arkasında sergiliyorlardı ürünlerini ama oyle özensiz degil. Yukarıdaki gibi örtüler üzerinde falan. Sebzeler cok temiz ve tertipli duruyor. Dolmalik biber aldım, hani su yapma plastik gibi gözükenlerden. Nerde bizim o küçücük ince kabuklu biberlerimiz. Yokluktan aldım iste. Bir Amerikalı teyze geldi onu nasıl pisirecegimi sordu. Ayaküstü dolma tarifi verdim:). Başka bir gün de Walmart'tan (bizim Migros ayarında bir fırt büyüğü) kereviz alırken kasadaki bayan "köklerini almissiniz, bunu nasıl yiyeceksiniz?" diye sordu. Onlar hep saplarını yıyiyorlarmis. Hani bizim havuç yediğimiz gibi. Ben de ona sordum " ee kökü neden satılıyor o zaman?" kadının cevabı: "yillardir burada calisiyorum ama siz alana kadar kökünün satıldığını farketmemistim. Dikmek icin falan satıldığını düşünürdum herhalde" oldu:)).

Daha once bahsetmiştim ev sahibimden. Angel'la hadi birbirimize Türk yemegi ve Amerikan yemegi yapalım dedik. Bize hamburger yapacagını söyledi, inanabiliyor musunuz? Ne değişik!!! Ben ona taze fasulye, mercimek corbasi yapacaktım. Orada bulduklarımla ancak o kadar olurdu yani yoksa bir doktururdum ki talihsizlik iste:)

Burada ara vereyim, telefon elime yapıştı. Su bilgisayarım bir düzelseydi:(

Yazmanın tadına doyum olmuyor...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...